Konu içeriği : Çocuk Psikolojisi Çocuk Ve Resim
Çocuklar büyüyüp,olgunlaştıkça resimleri daha ayrıntılı, oranlı ve gerçekçi olur. Her yaş dönemi resimlerinin belirgin özellikleri vardır.
1-KARALAMA DÖNEMİ (1-4)YAŞ ARASI
Çocuklar bu
| | #21 |
| | Çocuk Ve Resim Çocuklar büyüyüp,olgunlaştıkça resimleri daha ayrıntılı, oranlı ve gerçekçi olur. Her yaş dönemi resimlerinin belirgin özellikleri vardır. 1-KARALAMA DÖNEMİ (1-4)YAŞ ARASI Çocuklar bu yaşlar arasında gelişi güzel çizimler yaparlar. Resimler daha çokoyun amaçlıdır. Çizgiler,tren rayı vb. dir. 2-ŞEMA ÖNCESİ DÖNEM (4-7) YAŞ ARASI Üç yaş çocuğu tipik yuvarlak kafa çizebilir. İnsan çiz değince baş ve ayaklarıolan insan çizebilirler. Yüz hatlarını belirleyebilir. Dört yaş çocuğu kollarıve bacakları olan çöp adam çizebilirler. Beş yaşındaki çocuğunun yaptığı insanve evler daha belirgin olmaktadır. Altı yaş çocuğunun yaptığı resimler de artıkyavaş yavaş konuda vardır. Resimlerde yer zemini çizgisi mevcuttur. Resimlerdesaydamlık da vardır. Örneğin ev çizimlerinde evin içindeki eşyalarındaçiziliyor olması gibi. RENKLERİN ANLAMLARI (4-7) YAŞARASI Dört beş yaşlarındaki çocuklargenelde renk ayrımı yapmadan resmi boyarlar. Bu yaşlarda ana ve ara renkleriöğrenebilirler. Mutlu resimlerde genelde sarı renk, üzüntülü resimlerde geneldekahverengi renk daha ağırlıktadır. Unutulmamalıdır ki çocuk hangi rengiseviyorsa, resimlerde ağırlık o renge doğrudur. Resimlerde ağırlık kırmızırenkse iddiacılığı ve saldırganlığı temsil eder. Pembe, sarı, turuncu......gibisıcak renkleri seçen çocuklar sevecen, uyumlu, işbirlikçi......dir. Siyah,mavi, yeşil, kahverengi gibi soğuk renkleri seçen çocuklar, baskıcı aileortamında yetişen iddiacı, çekingen, güçlükle kontrol edilen, uyumsuz, gerçekduygularını bastıran .... çocukları temsil edebilir. 3-ŞEMATİK DÖNEM (7-9) YAŞLAR ARASI Resimler daha belirgin ve ayrıntılıdır. İlk bakışta resmin ne olduğu kolaylıklaanlaşılabilir. Resimler daha gerçekçidir. Resimde mekansal ilişki vardır.Çocuklar yer çizgisi kullanırlar. Yer çizgisi çocuğun kendisi ve çevresiyleolan ilişkinin boyutunu temsil eder. Bu dönemde kuşbakışı resim çizimleriağırlıktadır. 4-GERÇEKÇİLİK DÖNEMİ (9-12)YAŞLAR ARASI Bu dönemde resimlerde daha ayrıntılı çizimler ve gerçekçi bir yaklaşım görülür.Resim konularında kızlar ve erkekler arasında farklılıklar gözlemlenir. Kızçocukları daha çok bebek resmi,portreler,elbiseler...er kek çocukları ise araba,gemi, uçak...çizerler. Resimleri beğenmeme, aşırı hassasiyet ve kendini ifadegüçlüğü görülür. 5-DOĞALCILIK DÖNEMİ(12-14)YAŞLAR ARASI Nesneler orantılıdır. Resimler perspektiftir. Yakın çevrede gördüğü objelerinorantılarını, boyutlarını ve derinliklerini çizgileriyle yansıtmaya çalışır.Renkleri ise en iyi şekilde kullanırlar. ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN RESİMLERİ Resimlerde belirgin herhangi birkonu yoktur. Plansızdır. Yaşıtlarının resim özelliklerinden oldukça gerilikgösterir. Resim cılız ve ilkeldir. Çoğunlukla kağıda resim yerine çeşitlikaramalar yaparlar. Ayrıntılar bulunmaz. Örneğin insan resmi çiz dediğimizde sadecesınır belirten bir çizgi çizilir. Gözler, ağız, burun vs. çizilmez. Evçizdiğinde çatısı kapısı, bahçesi başka bir yere çizilir. Çocukta resimleriters çizme sıklıkla karşılaşılıyorsa öğrenme güçlüğü çekebileceğidüşünülebilir. Örneğin ağaçların ters çizilmesi gibi. ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN RESİMLERİ Üstün kabiliyetli kişi diğer insanlardan farklı düşünebilme davranabilmekabiliyetine sahiptir. Resimlerde dikkati çeken ortak özellikler kısaca,akranlarından üstün bir performans göstermeleri, farklı kavramlar arasındamantıklı ilişkiler kurabilmeleri, gelişmiş hayal gücü, çizilen figürlerinhareket halinde olabilmesi, renklerin genelde canlı olması kağıdın tamamınınkullanılması gibi...... UNUTULMAMALIDIR Kİ Çok güzel resim yapan çocuk zekidir,zeki çocuklar güzel resim yaparlar DENİLEMEZ. ÇOCUĞUN PSİKOLOJİK ÖZELLİKLERİNİ YANSITAN RESİMLER OKUL FOBİSİ : Resimlerde aile bireyleri ağırlıklı olarak çizilir.Okul ,öğrenci resmi çizmek istemezler. Ev ve evde mutlu çocuk resimleriçizerler. Resimler saydamdır. GÜVENSİZLİĞİ YANSITAN RESİMLER: Kağıdıntamamı kullanılmaz, boşluklar fazladır. Çizimler yarımdır. Küçük figürler çizmeve kağıdın bir bölümünü kullanma eğilimindedirler. İnsan figürlerinde el veayakların çizilmemiş olması güvensizliği ve çevreye uyumda yaşanılan güçlüğü,iletişim eksikliğini, paylaşım azlığını, kendinden başka insanlarla birlikteolmamayı, bencilliği de ifade etmektedir. Güvensiz çocuğun resimlerindekiçizgiler daha çok silik ve kesik ke------. HİPERAKTİF ÇOCUKLARIN RESİMLERİ: Taşkınve çok renkli resim çizerler.Gerilimli oldukları için genelde karalamayı tercihederler ve resimleri hep yarım kalır. Çizdiklerinde ise resimleri çok büyükolur. CİNSEL KİMLİK KARMAŞASI : Anneve babaya aşırı yaklaşılması, zıt cinsel kimlikte çizimlerde yoğunlaşma, evresimlerinde yatak odasının çizimi, etek giyen, çocuk emziren baba, ava gidensakal bırakan anne figürlerinin çizilmiş olması bize bazı ipuçları vermektedir. AİLEDE İLETİŞİM KOPUKLUĞU VE PROBLEMLERİN OLDUĞUNU İFADE EDEN RESİMLER Ailedeiletişim kopukluğu, aileyi konu alan resimlerde açıkça görülmektedir. Resimdeaile üyelerinin birinin veya birkaçının eksikliği.. ,(annenin,babanın,kardeşlerin, aile içinde yaşayan diğer fertlerin hala, amca,dede, ninenin ..... çizilmemiş olması ) Aile fertlerini çizmeyi ret etmesi,ebeveyn figürlerinin olmaması parçalanmış aileyi, sevgi eksikliğini, anne babave çocukların arasına nesnelerin yerleştirilmesi, aile bireylerinin arasınaköprü, gökdelen evler, yol, ırmak, ağaçların................. çizilmesi,iletişim problemlerinin bir göstergesi olarak kabul edilebilir. Anne babanın çok büyük çocuğun çok küçük veya anne babadan birinin büyükdiğerinin küçük çizilmiş olması, ailede baskıyı, aile fertleri arasındaproblemin olduğunu, baskıcı ve otoriter tutumu, anne babanın çok abartılıçizimi onlara duyulan hayranlığı da temsil edebilir. Resimde küçük kardeşin anne babanın elinden tutuyor olması ve diğer çocuğun çokuzaklarda çizilmesi veya hiç çizilmemiş olması, sevgi yoksunluğunu, kardeşkıskançlığını, kendisini yok saydığını, iç çatışmaların bir göstergesiolabileceği düşünülebilir. RESİMLERDEKİ FİGÜRLERİN ANLAMLARI İNSAN FİGÜRÜNDEKİ KISIMLARIN ANLAMLARI Büyükveya çok küçük kafanın çizilmesi zihinsel aktivite de problemlerin olduğunu,zihinsel geriliği ifade eder. Vücudun organlarının çizilmemesi veya eksik bırakılması, endişe duyulan,rahatsızlık hissedilen kısımları yansıtır. Kolların abartılı çizimi, aile içi ve çocuğa yönelik şiddeti, kollarınçizilmemesi ise güç ve kuvvetin azlığını, Ağzın büyük veya küçük çizimi dil ve konuşma problemini, ağzın çizilmemesiiletişim problemlerini.... Gözlerin büyük çizimi merakı, boş ve anlamsız bakan gözlerin olması görmeproblemini ve görmeye bağlı öğrenme problemlerini... Burunun abartılı çizimi astım, bronşit vb. solunum yoluna bağlı problemlerinolduğunu... burunun çizilmemesi güç savaşını, güçsüzlüğü, desteksizliği.. Kulakların normalinden farklı, büyük veya küçük çizimi işitmeye bağlıproblemlerin olduğunu.... Ellerin çok büyük çizilmesi dayağı, şiddeti, çalma eylemlerini, çok küçükçizilmesi ise güvensizliği, çevreye uyum güçlüğünü .... Ayakların abartılı çizimi kendine olan güveni, küçük çizilmesi ise güvensizliğive yardımsızlığı, cinsel organların çizimi saldırganlığı, aşırı endişeyi ve anne babayı çıplakgörmüş olmayı temsil etmektedir. EV FİGÜRLERİNİN YORUMLANMASI Ev,çocuğun duygusal yaşamının oluştuğu merkezdir. Evin saydam olarakçizilmesi,yaşamı canlılığı, içini göstermeyen duvarların çizilmiş olması isekaramsarlığı, yaşam ifadesindeki güçlükleri, kendini anlatmakta karşılaşılanzorlukları ifade etmektedir. Evlerdeki bacalardan yükselen kalın dumanlar, aile içinde yaşanılan kavgaları,çatışmaları, sürtüşmeleri gösterir. Yüksek binalar ve gökdelenler, çocuktaki özlem ve komplekslerin, gerginliğinyansımasıdır . Ezilme ve başkaldırı vardır. Evlerden çıkan yollar rehberliğe, yol gösterilmeye duyulan ihtiyaçtır. Resimlerde, insan resimlerinin azlığı veya yokluğu sosyal ilişkilerde kopukluğubelirtir. İnsan figürünün çokluğu ise sosyal ilişkilerdeki gelişmişlik düzeyinibelirtir. Çizilen kuş resimleri özgürlüğe duyulan ihtiyacı belirtir. Çizilen ağaçlarda meyve olması verimli olma isteği, yeşil yapraklı ağaçlarcanlılığı, solmuş yapraklı ağaçlar ve yaprak dökümü ölüm isteğini, ağaçköklerinin olması içgüdüye önem vermesi ve bağımlılık duygularını yansıtır. Resimlerde çok bulut veya koyu renkli bulutların olması, çözülemeyenproblemleri ifade etmektedir. ÇOCUK RESİMLERİNİN GENEL OLARAK YORUMLANMASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR Çocuğun bize kendisini yansıtmasıve olaylar hakkında duygu ve düşüncelerini ifade etmesinde, yalın bir anlatımaracı olan resmin önemi büyüktür. Resim etkinliğinin aynı zamanda sözsüz dilioluşturması ve bu yolla anlatımın kolay olması, yaşı ve kişilik özelliklerinedeniyle sözlü iletişim kurmakta güçlük çeken çocukları tanımada da önemli birteşhis aracı olmasını sağlamaktadır. Çocuk resimlerini yorumlarken, dikkat etmemiz gereken bazı önemli noktalarbulunmaktadır. Tek resimden yola çıkarak yapacağımız bir değerlendirme bize hatalı sonuçverebilir. Çocuğun diğer resimlerine de dikkat etmeli ve toplu birdeğerlendirme yapılmalıdır. Resim değerlendirmesine başlamadan önce.....Çocuğungenel tutum ve davranışlarını, içinde yaşadığı psikolojik, sosyo-kültürel veekonomik durum, arkadaşlarıyla, kardeşleriyle ilişkileri, okul ve aile içiilişkileri, çocuğun yaşını, cinsiyetini, ailede kaçıncı çocuk olduğunu varsauyum ve davranış sorununun türünü, ailesinin genel özelliklerini, okulbaşarısını, çocuk hakkındaki genel izlenim ve görünüm, diğer önemli özellikleride göz önünde bulundurulmalıdır. Resim aynı zamanda öğrenilen bir davranıştır. Resim çizmede öğretmen faktörü deönemlidir. Çocuklar resim çizmeyi kendi kendilerine, ailelerinden,öğretmenlerinden veya arkadaşlarından öğrenebilirler. Konu seçimi yapmadan haydi bakalım bize bir resimçiz dediğimizde, çocuk ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda içinde yaşadığıpsikolojik duruma uygun ve hayal gücünün de etkisiyle resim çizebilir. Serbestkonu verdiğimizde çocuğun çizmiş olduğu resimdeki tema da çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki, resim değerlendirilmesi projektif bir tekniktir. Yorumlar,yorumlayana göre değişkenlik gösterebilir. |
| | #22 |
| | Kardeş Kavgaları Benzer yaşlarda olan çocuklar birbirleri ile daha fazla beraberdirler, daha fazla yarışırlar ve sonuçta birbirleri ile daha fazla kavga etme eğilimindedirler. Ancak yaş farkı ne olursa olsun, çocuklar arasında belirli bir ölçüde çekişme normaldir. Küçük çekişmelerin büyük savaşlar haline gelmesini önlemekte ebeveynlere düşmektedir: Çocuklarınızı birbirine yeğlememelisiniz. Onları karşılaştırmanız veya birini diğerinden üstün tutmanız sadece tepkiyi artırır, çatışmayı şiddetlendirir ve büyük olasılıkla ilişkilerinde ömür boyu süren sorunlar yaratır. Ikinci plana atılan çocukta, ileride kendine güveninde azalma ve kardeşine karşı kıskançlık duyguları oluşabilir; kardeşi ile kavga etmeyi, anne-babası ile kavga etmekten daha güvenli buluyorsa, gerçekte anne-babasına duyduğu kızgınlığı kardeşine yöneltebilir. Tercih edilen çocuk için ise "en iyi" olmanın yükü anne babanın şişirilmiş beklentilerini gerçekleştirilme zorunluluğu, sıklıkla başarısızlık korkusuna yol açar Kardeşine vurmanın, onu ısırmanın, tekmelemenin veya başka türlü fiziksel saldırılarda bulunmanın, kabul edilebilir olmadığını büyük kardeşe açıkça belirtin. Problemleri, yumruklar yerine kelimeler ve düşüncelerle çözmenin daha iyi sonuç verdiğini ona hatırlatın. Kardeşlerin birbirlerine olan kızgınlıklarını resim yaprak, sporla ya da birbirleri ile söz kavgası yaparak gidermesini sağlayın. Ama asıl amacınız kızgılıklarını kontrol etmesini sağlamak olmalı.( eğer evde fiziksel siddet var ise çocuklara birbirlerini dövmemesini söylemek tutarsız olur) Eşinizi ne kadar sevip saysanız da devamlı olarak mükemmel bir uyum içinde yaşamak olanaksızdır. Her çift zaman zaman tartışır ve bu doğaldır. Ancak, çocuklarınızın önünde yakışıksız tartışmalara girmeyin. Onlar bu tartışmaların günlük tanıkları haline gelirlerse, kendileri de anlaşmazlıklarını aynı kötü örneğe dayanarak çözmeye çalışacaklardır. Eğer anne-babalarının, kötü sözler sarf etmeden, yumruk sallamadan, kapı çarpmadan tartışabildiklerini görürlerse, kardeşleri ile ilgili sorunlarını olgun bir şekilde çözmeyi öğreneceklerdir. Çocuklara eşit davranmayın, adil davranın. Çocukları aynı kefeye koymak aralarında kıskançlığa yol açıcak ortamlar doğuracaktır. Çocuklarınız arasında karşılaştırma yapmayın. Karşılaştırma rekabeti artırır. Her çocuğun, zaman, destek, sevgi, eşya ve benzeri tüm gereksinimlerini sağlayarak, çocuklarınızın, sevginiz ve ilginiz için rekabet etme zorunluluğunu azaltın. Çocuklarınıza adil davranmanın, onlara tamamen eşit davranmak anlamına gelmediğini bilin. Otorite her zaman ebebeynde olmalı. Kontrolu sağlamak için demokratik olmalısınız,eğer demokratik olmazsanız kontrol sadece sizin varlığınız sırasında olur, sizin orada olmadığınız zamanlarda var olan kurallar hiçe sayılır. Otoriteyi sağlamak için: ·Kurallar koyun.Kurallar net, spesifik olmalı; bütün çocuklar için geçerli olmalı. Daha büyük çocuk için daha sıkı kurallar koymanız gerekse de, bunlar adil ve uygulanabilir olmalıdır. ·Sınırları açık bir şekilde belirleyin ·Tutarlı olun, böylece çocuk kendisinden tam olarak ne beklendğini bilir ve nerede nasıl davranacağını rahatlıkla öğrenir. ·Hergün uyguladığınız bir plan olsun ( her sabah kahvaltıdan sonra odsını toplamak gibi) Kavga sırasında fiziksel bir zarar verilmedikçe kardeşler arasına girilmemeli, kendi kendilerine anlaşmaları sağlanmalı. 6 yaş altıdaki çocuklar sorunlarını çözmede bir büyüğün yardımına ihtiyaç duyabilirler. Kardeşlerin birbirlerini sevmeleri gerektiğini vurgulamak ters tepki yapar. Kendi hallerinde bıraktığınız sürece çocuklar birbirlerini zaten seveceklerdir. Ne kadar uğraşırsanız uğraşın, tartışmayı, barışçı bir çözüme bulamıyorsanız, kavgaya sebep olan objeyi kaldırmak, obje yoksa kareşleri ayırmak genelde daha büyük bir kavga çıkmasını engeller. Ayrılan çocuklar ayrı ayrı fiziksel faliyetler vermek onların kızgınlıklarını atmalarına yardımcı olacaktır. bir şekilde çözün. Ortada belli bir eşya yoksa, çocukların sakinleşmeleri için ayrı tecrit cezası uygulayın. Çocukların herşeylerini paylaşmalarını beklemeyin ve onları paylaşmadıkları zaman cezalandırmayın. Paylaşmayı teşvik edici oyunlar düzenleyerek paylaşmayı ve bir eşyayı ortak kullanmayı öğretmek çok daha faydalı olacaktır. Kavga sırasında suçlamak yerine olayı nasıl düzeltebileceklerini göstermek gerekir. Bazen çocuklar dikkat çekmek için, sıkıntıdan veya güç elde etmek için kavga edebilir. Çocuğun hangi amaçla kavga ettiğini öğrenmek onunla nasıl başa çıkabilmenizde yardımcı olacaktır. Birbirlerine nasıl davranmalarını istiyorsanız çocuklarınıza öyle davranın. Saygılı davranılan, iyilik ve özel yaşam haklarına saygı gösterilen çocukların, diğer kişilere, hatta ara sıra kardeşlerine de benzer şekilde davranma olasılığı daha yüksektir. Öte yandan sık sık zıddına gidilen ve eleştirilen çocuğun, kardeşlerine karşı aynı eleştirel ve zıtlaşıcı tutumu sergilemesi beklenebilir. Dayak yiyen çocukların, kardeşlerine düzenli olarak fiziksel şiddet uygulamaları olasıdır. Çok sevseniz de, kardeş veya anne-baba gibi daima bir arada olduğunuz bir insan ile geçinmenin güç olduğunu ebeveynler olarak kabullenin. Zaman zaman kardeşi ile fikir ayrılıklarına düşmesinin, ona kızmasının hatta, bazen onu sevmediğini düşünecek kadar sinirlenmesinin kabul edilebilir durumlar olduğu konusunda güvence verin. Bütün şikayet ve duygularını objektif ve sevecen bir kulakla dinleyin. Olumsuz duygular bildiren sözel ve sanatsal ifadeleri baskılamayın. Yargılamadan dinlerseniz, çocuğunuz yalnızca kötü duygularından değil, aynı zamanda kardeşine kızması karışısında gösterceğiniz tepkinin korkusundan da kurtulur. Büyük çocuğun kardeşi ile olan ilişkilerinde erişkin gibi davranmasını beklemenin haksızlık olduğunu kabul edin ve büyük olmanın ona birçok sorumluluğun yanı sıra yarar da getirdiğinden emin olun. Küçük çocuğa becerilerini geliştirme ve duygularını sözcüklerle ifade etme konusnda yardımcı olun. Büyük bir insan gibi davranırsa daha iyi sonuç alabileceğini gösterin. |
| | #23 |
| | Cinsel Tacize Uğramış Çocuk Cinsel taciz, ne yazik ki sadece yetiskinler degil, cocuklar da maruz kalmaktadirlar.Boyle bir durumla karsilastiginizda, mutlaka cocugunuzla beraber bir uzmana basvurmalısınız. Cocuklar bu durumu saklama egilimi icinde olabilirler.Cinsel tacize ugramis cocuklarda gozlemlenen belirtiler söyledir: cinsel organlarda surekli kasinti, dokununca agriyan popo fiziksel nedeni olmayan karin agrilari gece isemeleri yemek düzeninin bozulmasi uyku sorunlari, gece korkulari cocukta bebeksi davranisların ortaya cıkması, davranıssal gerileme durgunluk, arkadaslardan kacma okul basarısında düsüs Unutmayalim ki, KOTU NIYETLI INSANLARI YOK ETMEK MUMKUN DEGILDIR.Karsı cınsı kotuleyerek te bir yere varamayız. Cocuklarımızı asla korkutmadan, kötü niyetli kişilerin de olabileceğini onlara anlatarak ve yaşamın çirkin yüzünü asla onlardan gizlemeden bu tip bir olayla karşılaştıklarında neler yapmaları gerektiğini onlara anlatmalıyız.. |
| | #24 |
| | Cocuk ve Sorumluluk Iletisim catismalarinin nedenlerinden biri de birey olarak sinirlarimizi ve sorumluluklarimizi bilmemekten kaynaklanmaktadir.Bu nedenle cocuk yetistirirken.dikkat etmemeiz gereken en önemli noktalardan biri, cocuklarimiza. neyi, ne zaman ve nasil yapacaklarini (yani sinirliliklar) ve davranislarinin sorumlulugunu almayi ögretmektir. Aile icinde sinir ve sorumluluklarinin biblincinde olan cocuklar, yarin, toplum icinde de kendi sorumluluklarini üstlenen , baskasinin haklarina saygi gosteren yetiskinler olacaklardir.. Ebeveynler olarak neler yapmaliyiz??
Muhakkak cocugunuz israrla istemediginiz sekilde davranacakti, ancak sizin dediklerinizi yapacagindan emin olursa davranisini degistirecektir. SAYET BIR KEZ TUTARSIZ DAVRANIRSANIZ. BUNU EN KISA ZAMANDA SUISTIMAL EDILECEGINI BILMELISINIZ. Siz tutarli ve kararli oldugunuz sürece, cocugunuz davranislarinin sonucundan kendisinin sorumlu oldugunu ve yapmasi gereken bir isi yapmaz ise sonuclarina katlanmasi gerektigini ogrenecektir.. TOPLUMUMUZUN, DAVRANISLARININ SORUMLULUGUNU ALMASINI BILEN YETISKINLERE IHTIYACI VARDIR. |
| | #25 |
| | Uyumsuz Çocuk Uyumsuzluk Belirtileri Çocuk gelişim aşamasındayken bir yandan yeni yetenek ve yeni beceriler kazanarak çevresine daha iyi uyum sağlar, öte yandan gelişmenin gereği olarak yeni sorunlarla da karşılaşır. Kişilik, sürekli bir uyum çabası sonucu oluşup, biçim alır. Çözümlediği her sorun, aştığı her yeni engel, çocuğun ruhsal gücünü arttırır. Gelişme basamaklarında çocukların karşılaştığı sorunlar çok çeşitlidir. Bunların birçoğu, o döneme özgü olan, anababanın desteğiyle çözümlenecek nitelikte sorunlardır. Ancak, çocuk bu desteği bulamaz ya da anababa tutumu yanlış olursa, olağan sorunlar büyür. Örneğin iki-üç yaşlarında çözümlenmesi gereken tuvalet eğitimi başarılamaz, kendi başına yeme alışkanlığı verilmezse, bu sorunlar sonraki dönemlere aktarılır ve yeni dönem sorunlarıyla katlanarak büyür. Oyun çağında oyuna doymamış ya da arkadaşlık ilişkisi kuramamış bir çocuk, okul çağında toplu oyunlara katılamaz, yaşıtlarıyla yarışamaz. Dolayısıyla, olgunluk düzeyi yaşıtlarından geri kalır. Onlarla kaynaşarak çağını yaşamak yerine, bir önceki dönemin sorunlarıyla başa çıkmaya uğraşır. Çocuklarda ruhsal sorunlar dış etkenlerden de kaynaklanabilir. Aileyi tümden sarsan, aile birliğini ve düzenini bozan baskı ve zorlayıcı nedenler de gelişimi saptırır. Böylece çocuğun kendi yapısından gelen yatkınlıklar, anababa tutumları ve ev yaşantıları dış etkenlerle birlikte, kalıcı ruhsal bozukluklar yaratabilir. Yerine göre bu etkenlerden birisi ağırlık kazanır veya çoğunlukla görüldüğü gibi, hepsi birlikte çocuğun ruhsal dengesini geçici veya kalıcı olarak bozar. Örneğin; kaçırılan, araba kazası geçiren ya da cinsel saldırıya uğrayan bir çocuk, çeşitli korkular ve bunalımlar geliştirir. Örselenmesinin ağırlığına bağlı olarak, çeşitli ruhsal belirtiler ortaya çıkar. Böyle bir durumda anababanın hiç suçu yoktur. Onlar kendilerini suçlu saysalar bile, sorumlu olan dış etkendir. Ancak kimsenin elinde olmayan bu çeşit dış örselenmlerde bile ailenin sonraki tutumu önem kazanır. İkinci çeşit sorunlar ise öncelikle çocuğun yapısı veya geçirdiği hastalıklarla ilgilidir. Örneğin; beyin incinmesiyle doğan, sakatlığı veya kanarca gibi süregen hastalığı olan çocuklar uyumsuzluk belirtileri gösterirler. Bunlardan da anababayı sorumlu tutulamaz. Ancak, anababa tutumu sorunu düzeltici yönde de, çocuğun uyumsuzluğunu büsbütün arttırıcı yönde de olabilir. Aile yaşamının olumsuz etkilerinden başka pek çok etkeni değerlendirmek ve paylarını belirlemek gerekir. Ruhsal belirtiler, tek başlarına çocuğun uyumsuz ve dengesiz olduğunu kanıtlamaz. Bir belirtiyi değerlendirirken şu etkenleri göz önünde tutmak gerekir. Çocuğun Gelişim DönemiBelirti, belli bir gelişim döneminde, sıklıkla görülen geçici bir durum olabilir. Örneğin: 4 - 5 yaşına kadar çocukların gece işemeleri olağandır. Okul çağında bile ara sıra yatağa işeme bir sorun sayılmaz. Bunun gibi, 3 - 4 yaşlarında beliren korkular, 2- 3 yaşlarında ortaya çıkan uyku bozuklukları, ara sıra korkulu düş görme, kısa süren konuşma düzensizlikleri, tek başlarına kaygı verici belirtiler sayılmazlar. Belirtinin sıklığı ve gücü de bir başka ölçüt olarak kullanılabilir. Herşeyden korkan çocuk, yaşı küçük olsa da ruhsal sorunlu bir çocuk sayılabilir. Okul çağında her gece yatağını ıslatma, bir sorun olarak ele alınabilir. Bir çocuk; temiz, titiz ve düzenli olabilir. Ancak bu çocuk mikrop korkusuyla, bir yere dokundukça elini yıkıyor, üstü tozlanınca huylanıp değiştiriyorsa, titizliği sorun boyutlarına ulaşmış demektir. Belirtilen sıklığı ve çeşitliliğinden başka, sürekliliği de önemli bir ölçüttür. Dış baskılara bağlı olarak ortaya çıkıp bir süre sonra yok olan belirtiyle süreklilik gösteren belirti bir tutulmaz. Örneğin; yeni bir kardeş doğumundan sonra görülen hırçınlıklar, huysuzluklar, çiş ve kaka kaçırma olağan tepkiler olarak değerlendirilir. Ancak çeşitli nedenlerle bu belirtilerin sürüp gitmesi uyumsuzluk olarak saptanabilir. Bir belirtinin ağırlığı ve sıklığı yanında, başka hangi belirtilere eşlik ettiğini bilmek de önemlidir. Her gece yatağına işeyen bir çocuk, yalnız bu belirti nedeniyle uyumsuz olarak belirlenemez. Bunun yanında korkular, kekemelik, davranış bozuklukları görülmesi uyumsuzluk tanısını destekler. Çocuklar bütün ruhsal sorunlarını dışa vurmazlar. Bu nedenle dıştan belirti göstermeyen bir çocuğun her zaman uyumlu ve dengeli sayılması gerekmez. Kuruntu ve üzüntülerini açığa vurmayan; içi fırtınalı, dışı durgun çocuklar da vardır. İç tedirginliklerini dışa yansıtmamak için kendi kendileriyle sürekli savaşır, yorgun düşerler. Küçük dış baskılar altında kalınca dengeleri kolayca bozulur ve belirtiler ortaya çıkar. Son olarak, çocuğun geçmişteki uyumunun ve olumlu niteliklerinin de incelenmesi yararlı olur. Çocuğun zekası, becerileri, özel yetenekleri, toplumsal ilişkileri uyum yeteneğinin göstergesi olabilir. Önceki dönemlerdeki gelişmesi önemli sapmalar göstermeyen bir çocuğun karşılaştığı sorunları çözme gücü daha yüksek sayılır. Ana babanın çocuğu destek olmaları, ya da belirtiler karşısındaki olumsuz tutumları da uyumsuzluğun geçici veya kalıcı olmasını belirler. Uyumsuzluk Çeşitleri Zeka geriliklerini ve öğrenme bozukluklarını sayılmazsa, çocukluktaki ruhsal sorunları dört ana kümede toplanabilir: Davranış Bozuklukları Sürekli hırçınlık, sinirlilik, geçimsizlik, kavgacılık, okuldan kaçma, çalma, yangın çıkarma, sürekli başkaldırma ve kuralları çiğneme gibi belirtiler bu kümede toplanır. Davranış bozuklukları, çocuğun çeşitli ruhsal ve bedensel nedenlere bağlı olarak, iç çatışmalarını davranışına aktarması sonucu ortaya çıkar. Başka bir deyişle, bu çocukların çevreleriyle ilişkileri sürekli olarak gergin ve sürtüşmelidir. Duygusal Bozukluklar Bu kümede yer alan sorunlar, çocuğun çevresinden çok kendisini tedirgin eden ruhsal belirtileridr. Korkular, kuruntular, saplantılı düşünceler, uyku bozuklukları, kekemelik, seyirceler ve benzer sorunlardır. Bu belirtileri gösteren çocuklar çevreleriyle ilişkileri çok bozuk olmayan, gergin, güvensiz ve çekingen çocuklardır. Kendi iç sorunlarını dışa yansıtmaktan çok, kendilerine yönelten kaygılı çocuklardır. Alışkanlık Bozuklukları Parmak emme, masturbasyon, gece işemeleri, dışkı kaçırma gibi alışkanlıkların düzensizliğiyle ilgili belirtiler bu kümede toplanır. Ağır Ruhsal Bozukluklar İçe kapanıklık veya çıldır (psikoz) denen ve çocuğun uyumunu her alanda ve sürekli olarak bozan ruhsal hastalıklar bu kümede yer alırlar. |
| | #26 |
| | Aşırı İlgi Aşırı ilgi ve çocukta güvensizlik Özel Başkent Üniversitesi Adana Hastanesi doktorlarından Psikiyatr Dr. İbrahim Bilgen, çalışan annelerin, suçluluk duygusuna kapılarak ilginin dozunu kaçırmasının, çocukta özgüven kaybına neden olduğunu vurguladı. Aşırı ilginin çocuğu anne bağımlısı yaptığını ve ondan başka kimseye güvenmemesine yol açtığını vurgulayan Psikiyatr Dr. İbrahim Bilgen, çalışan annelerin çocuklarına karşı gösterdikleri ilginin dozunu çok iyi ayarlamaları gerektiğini belirtti. Özellikle son yıllarda ekonomik nedenlerle çalışmak zorunda kalan annelerin sayında artış yaşandığına dikkat çeken Bilgen, “Çocuğuna yeteri kadar ilgi gösteremeyen anne ona karşı kendini suçlu hisseder ve eve gittiğinde fazla ilgi gösterir. Anne, çocuğu sevgisiyle adeta boğarak tüm gün gösteremediği seviyi sergiler. Aşırı ilgi ise ilerleyen dönemlerde çocuğun tamamen annesine bağımlı olmasına yol açar” dedi. Aşırı ilginin çocuğu anne bağımlısı yaptığını ve ondan başka kimseye güvenmemesine yol açtığını vurgulayan Bilgen, “Evde aşırı sevgi gören çocuk, kreş ya da okulda aynı sevgiyi arar, bulamayınca dabunalıma düşer. Çünkü, öğretmenlerin her çocuğa ayrı ayrı anne sevgisivermesi mümkün değil. Bu nedenle çocuk, kendisini tek seven kişinin annesi olduğunu düşünür, başka insanlara karşı da güvensiz olur” diyekonuştu. Çocukla haftada bir gün fazla ilgilenip, ardından ilginin kesilmesinin çocuğu daha çok bunalıma ittiğini vurgulayan Bilgen, şunları kaydetti: “Çocuk, annesiyle geçirdiği koca bir günün ardından okula döndüğünde kendini boşlukta hisseder. Hırçın ve arkadaşlarına karşı daagresif davranışlar sergiler. Her gün en az yarım saat çocukla vakit geçirilmesi, bu süre zarfında da canımlı cicimli sözler yerine çocuğu bir birey olarak görüp sohbet edilmesi çocuğun ruh sağlığına olumlu katkı yapar. Anne çocuğuyla birlikteyken içindeki çocuğu ortaya çıkarmalı, onunla oyunlar oynamalı ancak, hiçbir zaman abartıya kaçmamalıdır.” OYUNU BOZMAYIN Bilgen, çocukların odasında oyuncaklarıyla oynarken kendi dünyasına kapandığını, bu sürede çocuğun yanına giden annenin onu oyundan alıkoyup sevgi gösterilerinde bulunmaya çalışmasının da yanlışolduğunu ifade ederek, çocuğun en fazla zevk aldığı oyun sırasında yapılan sevgi gösterisinin olumsuz tepki yaracağını vurguladı. Aşırı ilginin yanı sıra ilgisizliğin de çocukları bunalıma iteceğine dikkat çeken Bilgen, “Çocuk yok gibi davranmak, onun konuştuklarını dinlememek doğru değil. Bazı aileler de yeterince zamanayıramadıkları çocuklarını hediyelerle mutlu etmeye çalışırlar. Oysa, en pahalı hediye bile aile sevgisinin yerini tutmaz” diye konuştu. |
| | #27 |
| | Çocuk Ve Cinsellik Konuşmaya ve çevresini tanımaya başlayan çocukların inanılmaz meraklarıyla her aile karşılaşır. Dünyayı tanımak için oldukça heyecanlı olan çocuk gördüğü her şey hakkında bilgi edinmek ister. “Bu nedir, peki ne işe yarar?” en çok sorulan sorulardır. Çocukların gelişimlerin tamamlayabilmeleri için sorulan tüm soruların cevaplandırılması gerekmektedir. Yaşamı tanımaya başlayan çocukların ilgi alanları da genişlemeye başlar. Bununla birlikte ülkemizde pek çok aile bireyinin çocuklarıyla konuşmaktan kaçındığı cinsel sorular sorulmaya başlar. Çocukların gelişimini en iyi şekilde tamamlamaları ve sağlıklı cinsel hayata sahip birer yetişkin olabilmeleri için gerekli cinsel eğitimi almaları gerekmektedir. Anne ya da babasına cinsellik hakkında sorular yönelten çocuk gerekli cevapları alamadığında ve ters bir tepkiyle karşılaştığında, merakını değişik yollarla gidermeye çalışacaktır. Bilgili ve sağlıklı çocuklar yetiştirmek için çocuğun sorunlarının ilk olarak ebeveynler tarafından giderilmeye çalışılması gerektiği unutulmamalıdır. Küçük yaştaki çocukların en çok merak ettikleri dünyaya nasıl geldikleridir. Anne ya da baba bunu çocuğuna anlayabileceği şekilde anlatmalıdır. Henüz okul çağına gelmemiş bir çocuğun bu sorusunu yanıtlamak çok zor olmaz. “Çocuklar anne karnında oluşurlar, dışarda yani anne karnının dışında yaşabilmesi için burada yeteri kadar gelişmesi gerekmektedir, bu da 9 ay kadar sürmektedir.” Bu yaştaki çocuklar genelde bu kadarlık bir cevapla yetinebilirler. Anne ya da baba çocuklarının sorularını yanıtlarken oldukça normal davranmalıdırlar. Özellikle anneler doğum sırasında yaşadıkları zor anları anlatmamalıdırlar. Çocuk bundan olumsuz yönde etkilenebilir. Evde iki farklı cinsiyette çocukların olması soruların farklılaşmasına neden olur. Örneğin kız çocuk: ” Benim neden kardeşimin ki gibi şeyim yok? “ diyebilir. Bunun en güzel yanıtı kızların dünyaya çocuk getirebilmeleri için organlarının böyle olması gerektiği olacaktır. Okul çağına gelen çocuk kadınların karınlarında bulunan çocuğu nasıl dışarı çıkarttıklarını öğrenmek isteyecektir. Çocukların anlama kapasitelerini zorlamadan yanıt vermek gerekir. Bunun içinde, kadınların cinsel organlarında karınlarında bulunan çocuğun dışarı çıkabilmesi için bir delik olduğu ama bu deliğin idrar yapılan delik olmadığı belirtilmelidir. Sorular her zaman sorulur ve en son olarak ailelerin asıl nasıl anlatacaklarını bilemedikleri için yanıtlamaktan çekindikleri soru olan çocuğun nasıl anne karnına girdiğidir. Küçük yaşta olan çocuklara anne ve baba birbirini çok severlerse bir çocukları olur şeklinde iletilebilir. Ama okula gitmekte olan bir çocuğa en güzel yolla anlatmak gerekir. Birbirlerini çok seven anne ve babanın sıkıca birbirlerine sarıldıklarında oluşan büyük sevgi ile babanın cinsel organının anne cinsel organına girdiği ve kendisinde bulunan oldukça küçük olan kuyruklu topları annede bulunan minik yumurtalara göndermesi şeklinde açıklanabilir. Çocuklara verilen cinsel bilgiler için çok erken davranmak ya da bunun için daha zaman var diyerek uzun süre beklemek doğru olmaz. Çocuğunuz size bu konularda hangi evresinde, sorular soruyorsa ona anlayabileceği şekilde uygun bir tavırla bunları anlatmalısınız. Cinselliğin kötü ve konuşulması yasak olan bir şey olduğu inancını onda uyandırmamalı ve onu bu konuda asla korkutmamalısınız. Ailesi tarafından bilinçli bir cinsel eğitim gören çocuklar sağlıklı cinsellik yaşarlar. Özellikle de ebeveynlerine yönelttikleri soruların önemsenerek cevaplandığını bilmek çocuklarda anne ve babaya karşı güven duygusu oluşturmaktadır. |
| | #28 |
| | Berber Korkusu Aslına bakarsanız, berber korkusu gayet doğaldır. Kendisine doğru makasla yaklaşan (bu aletin tehlikeli olduğu konusunda daha önce onu uyarmıştınız) bir yabancı gördüğünde, çocuğunuzun kıvranmasına, kaçmasına ve çok korkmasına şaşırmak mümkün mü? Bu bir yana, ara sıra çocuğunuzun saçının kesilmesi gereklidir. Aşağıdaki öneriler, saç kesiminin işkence haline gelmesini önlemeye yardımcı olabilir. • Saçın tekrar uzadığını açıklayın. Bazı küçük çocuklar saç kesilmesini, vücudun başka herhangi bir yerinin kesilmesi gibi algılar. Saçın kesilmesinin can yakmadığını, saçın tekrar uzayacağını açıklamak, bu kaygıları aşmasına yardımcı olur. Kendi saçınızdan bir parça kesin, kestiğiniz saça dokunmasını, onu eğip bükmesini isteyin. (Bak, saç acımıyor.) Bebeklik resimlerini ve şimdiki resimlerini göstererek, saçın nasıl uzadığını açıklayın. (Sen bebekken saçın böyle kısaydı, şimdi bu kadar uzadı, kesildikten sonra tekrar uzayacak.) • Oyuncak ayılar için bir berber dükkânı açın. Çocuklar için güvenli bir oyuncak makas (büyük olasılıkla "gerçekten kesmek" için yeterli koordinasyonu henüz gelişmemiştir ancak denemeyi eğlenceli bulabilir), tarak, fırça ve havludan oluşan berber aletleri takımı ile rol yapın. Dükkânı büyük bir aynanın önüne kurun ve müşterilerine saç "stili" uygulamasına izin verin. Kendisininkinden farklı olarak oyuncak ayının saçının, kesilince tekrar uzamayacağını anlatın. • Çocukları mutlu etmeyi hedefleyen bir berber dükkânı seçin. Böyle yerler, nadiren çocuk müşterisi olan bir dükkâna kıyasla, isteksiz müşteriler konusunda daha anlayışlı olacaktır. Bazı-iarı bekleyen çocukları eğlendirmek için parlak önlükler, videolar, oyuncak sandalyeler ve çeşitli oyuncaklar bulundurur. • Bir berberi çalışırken seyredin. Bir berber dükkânını ziyaret edin ve küçük çocuğunuzun kucağınızda, güvende bir şekilde) diğer çocukların saçlarının kesilmesini seyretmesini sağlayın. Onlann tek parça halinde gelip gittiklerini görünce, bir risk olmadığına ikna olmasını ümit edebilirsiniz. Daha iyisi, çocuğunuz seyrederken siz de saç kestirin. Bu firsatı, çocuğunuzla berberi tanıştırmak için kullanın ki, berber bir yabancı olmaktan çıksın. • Her zaman olduğu gibi akıllıca program Saç kestirme işlemini, çocuğunuzun ters ve ya yorgun olduğu dönemlere, aç olduğu zamanlara, dükkânın ve personelin aceleci olduğu idmanlara rastlatmayın. • Saç yıkamayı atlayın. Saçların şampuanlanması için geriye yatmak, küçük bir çocuk için özellikle rahatsız edici ve korkutucu olabilir (evdeki şampuanlamalar zaten yeterince derttir). Bİraz su püskürtülmesi, şampuanlama derdi ol- maksızın saçı yumuşatarak berberin kolay bir kesim yapmasına yardımcı olur. • Çocuğunuzun sandalyesi olun. O büyük, yüksek koltukta kendisini yalnız hissedip, korkabilir. Sizin kucağınızda otururken saçının kesilmesi, sizin için veya berber açısından çok rahat olmayabilir (berberin bunu kabul edip etmeyeceğini önceden öğrenir), ancak ilk deneyimi çocuk için daha rahat hale getirebilir. Öndeki saçları kesildiği zaman, yüzü aynaya dönük olarak kucağınıza oturtun, arkadaki saçları kesileceği zaman yüzü size bakacak şekilde çevirin (siz de kıyafetinizin üzerine önlük giyin). • Bir ödül planlayın. Unutmayın ki saç kesimi sizin fikriniz, küçük çocuğunuzun değil. Bunu tatlı bir hale getirmek için, saç kestirmeyi, sevdiği bir parka, müzeye, bir arkadaşına veya akrabaya ziyaret veya onun için özelliği olan bir işle birleştirin. (Bugün parka gidiyoruz, ancak yolda durup saçını kestireceğiz.) Bu, saç kesimi kaygısını, eğlence beklentisine çevirir. Küçük çocuğunuz berberde çekingenlik gösteriyorsa, ona hatırlatın: "Acele edelim ki parka yetişelim." • Küçük çabaları büyük övgülerle karşılayın. Küçük çocuğunuzun en küçük uyum gösterme çabasını alkışlayın. Saç kesiminin büyük bir bölümü çekişine ile geçse bile övgü yağdırın ve eleştiriden kaçının. • Saç kesimini siz üstlenin. Eğer çocuğunuz kesin olarak bir berber salonunda sakin oturmayı reddederse, evde bir çözüm bulun Çocukların saçını kesme konusunda bir kitap alın, berber makası kullanın (normal makas değil) ve aşırıya gitme riskini azaltmak için her seferinde biraz kesin. |
| | #29 |
| | Ailenin Dağılması ve Çocuk Aile, çocuğun gerek kişiliğinin gelişimi, gerekse ruh ve beden sağlığı açısından büyük bir önem taşır. Çocuğun sağlıklı aile ilişkilerinden mahrum kalması, onun duygusal gelişimini etkilediği gibi, bedensel ve zihinsel gelişimine de olumsuz etkide bulunur. Anne ya da babadan birinin kaybı ve ayrılıkları demek olan dağılmış aile ortamı, bebeklik döneminde gerçekleşirse, anne–çocuk arasındaki duygusal ilişkileri azalttığından, bebeğin duygusal besiyi yeterince alamaması, onun büyüme ve gelişimini geciktirip, engelleyebilir. Bunun yanı sıra, dağılmış aile şartları çocuğun oturmak, ayakta durmak gibi motor gelişimiyle dil gelişimini geciktirebilir ve bazı konuşma bozuklukları görülebilir. Ayrıca, zihinsel gelişim gecikir. Dikkatin bir konuya toplanması konusunda uğranılan güçlük, çocuğun öğrenmesini ve akıl yürütmesini etkiler. Diğer insanlarla başarılı ilişkiler kuramaması sonucu, sosyal gelişmede gecikme ve olumsuz davranışlar görülebilir. Bunun sonucu meydana gelen sosyal tepkiler, bireyin kişiliğini etkiler ve içe dönük, bencil bir kişilik oluşturur. Ilk üç yıl içinde anne ile olan ilişkilerin çeşitli sebeplerle engellenmesi, çocuğun kişiliğinde karakteristik bir yapının oluşumuna sebep olur. Bu durumda çocukların çoğunun duygusal açıdan kendi içlerine çekildikleri ve kendi dünyalarında yaşamlarını sürdürmeye yeğledikleri dikkati çeker. Diğer çocuk ve erişkinlerle ilgili olarak, sevgi bağlarını geliştirememeleri sonucu toplumsal ilişkilerin de giderek zayıfladığı görülür Ülkemizde gerçekleştirdiğimiz çalışma sonunda, hükümlü gençlerimiizn %22’sinin parçalanmış veya eksik aileden geldikleri görülmüştür. Anne ve babasının ayrılması sonucu kekeme olan, altını ıslatan sınıf içinde uyumsuz ve başarısız olan çocuk örneklerimiz ne yazık ki çok sayıdadır. Anne ve babanın ikinci evliliklerini yapmaları sonucu, çoğunlukla büyükanne ve büyükbabaların yanında büyümek zorunda kalan bu çocuklarda çeşitli uyum ve davranış bozukluklarına rastlanmaktadır. Babasının ikinci evliliğini yapmasına rağmen, hala bu gerçeği kabullenmeyip, kendi annesiyle yeniden evleneceğini hayal eden ya da annesinin başkasıyla evlenmesini kesinlikle kabul etmeyen çocuklar, bu huzursuzlukları açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ülkemizde son yılarda giderek artış gösteren boşanma durumunda anne ve baba, çocuğu bilerek ya da bilmeyerek kendi çekişmelerinin ortasına atmaktadırlar. Çoğu kez onu yan tutmaya, kimi zamanda arabuluculuk yapmaya zorlarlar. Bazen eşlerden biri yanlış olduğunu bile bile ötekini kötüleyerek, kendini haklı çıkarmaya, çocuğu kazanmaya çalışır. Kimi zaman anneler, çocuklarını babaya göstermeyerek öç almaya çalışırlar. Bundan, çocuğun etkileneceğini düşünmezler. Bazı durumlarda da baba, eşinin yanı sıra çocuklarıyla da bağıntıyı keserek, onları uzun süre ya da hiç bir zaman görmek istemez. Ebeveyn arasındaki rekabet, zamanla çocuğu sevme yarışına dönüşür ve ayrı eşler, çocuğu şımartma derecesinde hoş tutarak daha iyi anne ya da baba olduklarını kanıtlamaya çalışırlar. Işte bütün bu çekişme ve gerilim ortamında zaman zaman anne ve babasını çatışmasına hakem olmak zorunda bırakılan çocukta tedirginlik başlar. Önceleri kimsenin kendisini sevmediği ve düşünmediği duygusun kapılır. Ardından anne ve babanın onu sevmedikleri için ayrılmaya kalktıklarını düşünür ve kendini suçlamaya başlar. Annesini ilgisini çekmek için yaramazlık, aşırı hareketlilik ya da aslı olmayan bedensel şikayetler görülmeye başlar. Anne babadan ayrı yaşamanın ayıp bir olay olduğu düşüncesiyle ya arkadaşlarından saklar ya da yalan söyleyerek anne ve babasıyla sürekli birlikte olduğunu anlatmaya çalışır. Dağılmış aile ortamında çocuk, ancak resimlerinde kendi iç dünyasını mükemmel bir şekilde ortaya koyar. Aile resmi yaparken çocuğuna sarılmış anne ve babayı resmeder. |
| | #30 |
| | Agresif Çocuk Hemen hemen her çocuk yuvasında, özellikle saldırgan davranışlar gösteren bir veya birkaç çocuk bulunur. Eğitmenler genellikle ne yapacaklarını bilemezler: Bir yandan diğer çocukları korumak, diğer yandan da agresif çocuğa yardım etmek isterler. Ama nasıl? Parkta, yuvalardaki çocuk gruplarında veya okulda, daha doğrusu çocukların toplu olduğu yerlerde genellikle en azından bir çocuk vardır ki, genellikle erkek çocuğudur, diğerlerini rahatsız eder; her fırsatta onları itmek, ısırmak veya onlara vurmak ister ve yapar da. Diğer çocukların anneleri, veliler sinirlenir; genellikle de agresif çocuğun ailesinin eğitiminin yanlış olduğunu düşünür, şikayet eder ve mümkünse bu çocuğun gruptan, sınıftan atılmasını veya uzaklaştırılmasını isterler. Öğretmenle, eğitmenle, müdürle tartışmalar başlar, çocuk cezalandırılır, kimse yanına yaklaşmaz. O artık damgalanmıştır. İşte, tam da bu noktada dikkat etmek gerekir: Unutulmamalı ki, yarın bu tutum içinde olan velilerin çocukları da aynı şeyleri yapabilir. Çünkü bütün küçük çocuklar onlara ilk anda hoş gelen, heyecanlandıran, gücünü ortaya koyan şeyleri yapıp denemek isterler. Vurmak, ısırmak, saçından çekmek caziptir, heyecan vericidir; güçlü olduğunu, kuvvetini, elinin çabukluğunu göstereceği yollardır bunlar. Şüphesiz bir- iki yaşındaki bir çocuk altı yaşındaki bir komşu kızının saçını çekiyorsa konu olmaz. O henüz bu yaşlarda başka çocukların hislerini anlayamaz, kendini onun yerine koyamaz. Bu nedenle de yetişkinler dikkat etmeli ve onu engellemelidir, engelleyebilmek için mümkün olduğunca göz önünde olmalıdır. Çocuk zamanla, yaşı ilerledikçe bu davranışının yetişkinlerce onaylanmadığını, annesinin üzüldüğünü fark edecek; diğerlerine acı verdiğini, kendini kabul ettirmek için başka yolların olduğunu öğrenecektir. Ancak çocuk, yaşı ilerlemiş olsa da davranışlarını değiştirmeyebilir. Çünkü o sürekli bu yolla başarılı olmakta olduğunu görmüş, istediklerini bu yolla elde etmiş, vurarak, iterek istediği oyuncağı arkadaşının elinden almış, hatta artık diğer çocuklar o vurmadan, tekmelemeden onun istediklerini yapar olmuşlardır. Ya da çocuk kendi isteklerini ifade etmek için başka bir yol göremez, bilmez. Genellikle kendini sözlü olarak iyi ifade edemeyen, ifade ve konuşma zorluğu olan ve de konuşabilmek için tez canlı, sabırsız olan çocuk için ısırmak, tükürmek tavır almaya veya derdini anlatmaya göre en kolay ve hızlı yoldur. Bazı küçük haydutlar(!) daha fazla dikkat çekmek için bu rolde ısrarlı olurlar. Onlar bilirler ki, eğer oyun oynarken yanındakini bağırtırsa, canını acıtırsa, elindeki arabayı hızla alırsa öğretmeni gelecek, ne olduğunu soracak, onun yine ne yaptığını öğrenmek isteyecek, yani bir kez daha o konu olacak, dikkat çekecektir. İstediği zaten budur. Oysa arkadaşı ile sakin oynasa kimsenin dikkatini çekmeyecek, kimse yanına gelmeyecek, ne yapıyorsun diye sormayacaktır. Bir diğer konu ise şudur: Genelde özgüveni olmayan veya özgüveni hırpalanmış olan çocuk, en azından fiziksel olarak güçlü olduğunu göstermek ve bunu sürekli olarak yeniden ispat etmek ister. Böyle çocukların genellikle sosyal deneyimi azdır. Onlar diğer çocukların mimiklerine, bakışlarına, tavırlarına pek anlam veremezler, anlayamazlar ve her zaman, en sıradan, doğal bir durumda bile kendilerine karşı bir tavır olduğunu düşünürler, tetikte kendilerini sürekli savunmada tutarlar. Tüm bunlar ve benzeri nedenlerle yetişkinler çocukları saldırgan tutumlarından uzaklaştırmak istiyorlarsa, önce yukarda anlatıldığı gibi bu davranışı ortaya çıkaran sebebi bulmalıdırlar. Ondan sonra, çocuğa zaman tanınmalıdır. Değişim için ilk önce zaman gereklidir. Genellikle okul çağına kadar çocuklar için tartışmak kavga etmek, birbirine vurmak, hızla girişmek demektir. Yavaş yavaş bu tutumlarını terk ederler. Ancak bu bizlerin sürekli davranışlarını doğru bulmadığımız, devamlı ayıpladığımızı söylememizle olmaz. Çoğu kez bu tutum ters teper. Diğer yandan birçok ailede erkek çocukların süratle vurması veya tekme atması genellikle normal görülür. Hatta “görüyor musun yaramazı, kaşla göz arasında ne yaptı” derken biraz da memnuniyet, hayranlık dile getirilir. Çoğu kez “erkek çocuğu dediğin biraz haylaz, yaramaz olmalı” denilerek çocuğa rolü verilir ve bu rol onaylanır da. Kız çocuğu yapmaz, yapmamalı, kıza yakışmaz, ayıp derken”, ama o erkek, doğasında var, ne yapsan engelleyemezsin” denilmez mi? Çoğu durumda, yaşamın bir çok alanında zaten erkek çocuğu eğer erkek gibi erkek olmak istiyorsa vurucu olması gerektiğini ve erkek rolünün de bu davranış biçimi olduğunu görmektedir. Kız çocuğu da genellikle kurbandır, kurban rolünde kalır. Ve yine bir çok kız çocuğu kendileri lehine durumu değiştirmek için saldırıyı yavaşça , sinsice(!) yaparlar; cimdirerek, sessizce saç çekerek. Eğer bir çocuk diğerini döverse, ona vurursa biz yetişkinler dikkatimizi önce kurbana vermeliyiz. İlk anda saldırgan çocuğu bir kenara almalı, onunla ilgilenmemeliyiz. Çünkü yukarıda belirttiğim gibi o dikkati çeksin diye sıkmıştır arkadaşının kolunu. Biz onun elinden metodunu, onun silahını almalıyız. Bunu nasıl yapabiliriz? Ona başka metodları göstererek. Düşünmeliyiz: bu çocuk özellikle neleri iyi yapıyor, neyle, hangi özellik ve beceri ile diğer çocukların dikkatini çekebilir? Hangi durumda diğer çocuklar kendi içlerine onu kabul ederler? Kendisini ifade edebilmesi, isteklerini dillendirmesi için farklı durumlarda neler yapıyor? Şüphesiz onun da saldırmadığı, farklı davrandığı durumlar oluyordur. Bu durumları gözleyelim ve ödüllendirelim. Çocuk grubu içinde, vuranın, saldıranın rolü, izleyenler ve vurulanlar, itilenler olmazsa anlaşılmaz. Daima özellikle kuvvetli olan, biraz daha yaşça büyük olan bu rolü alacaktır. Eğer bir çocuk birkaç kez agresif davranırsa, ki olabilir, diğerleri deneyimleri ile bu çocuğu da kabullenirler. Eğer çocuk elleriyle sorunu çözmeye kalkmış ise, diğer hepsi için kimin suçlu olduğu, kimin ilk önce başladığı bellidir. O fişlenmiştir, yaptığı diğer olumlu, iyi şeyler hiç görülmez. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar” misali, kimse ona inanmaz ve güvenmez. Diğerleri onunla oynamak, beraber olmak istemez ve kendini farklı yönleriyle gösterme şansı azalır. O da giderek günah keçisi rolünü benimser ve “her zaman saldıran” çocuk tipini kendi de kabullenir ve bu rolü oynar. Hele ki ona kötü davranıldığını hisseder ve görür ise, hiç değiştirmeden ve dozunu artırarak devam eder. Vurur, ısırır, tekmeler. Ve diğerleri haklı olduklarını bir kez daha görür onu dışlamaya devam eder, bu böylece sürer gider. Diğer bir konu ise, çocuğun agresifliğinin grup içinde çözülmesi, yani konuyu grup ortamında çok yönlü ele alma gerekliliğidir. Ayrıca sorunu grup içinde çözmek aile içinde çözmeye göre daha kolaydır. Çocuk, evde belki de çok farklı davranıyordur. Evde azarlamak, bağırmak ve ceza vermek genellikle duruma yardımcı olmaz, sorunu ağırlaştırır. Sonuç olarak, grup içinde saldırgan davranışlar gösteren çocuklar dışlanmamalı, olay sosyal bir görev olarak benimsenmeli, eğitimciler ele almalıdır. Sonuçta herkes, çocuk da, arkadaşları da, eğitmen ve veli de bir şeyler öğrenecektir. |
| Seçenekler | |
| ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Türk Medeni Kanunu | mustilife | Soru ve Cevap | 0 | 29-09-09 02:35 02:35 |
| Çocuk Ve Suç | mustilife | Edebiyat | 0 | 18-02-09 02:28 02:28 |
| Çocuk Ve Suç | mustilife | Bunları Biliyormuydun | 0 | 18-02-09 02:28 02:28 |
| Çocuk Ve Suç | mustilife | Bunları Biliyormuydun | 0 | 18-02-09 02:27 02:27 |
| Burçların Çocuklukları | k-life | Resim Galerisi | 0 | 09-12-08 12:45 12:45 |